Page 1
Standart

Osmanlı Tarım Tarihi İncelemeleri: Revnak-ı Bostan

“Tarıma Dair İki-üç Asırlık Eser

Bağdat Fatihi Sultan IV.Murat’ın saltanatının sonlarına yani 1638’lere doğru tanınmış Pehlivan Gümani’nin şiir biçiminde yazılmış Ğarsname’sinden sonra tarımla ilgili bizde kaleme alınmış dikkate değer eserler arasında bir yapıt varsa o da Revnak-ı Bostan’dır. Eser genel olarak  birkaç asır önceki tarımımızın farklı dallarına ait konuları içermekte olduğundan denilebilir ki, bizim eski tarz bir “Maison Rustique” yani “Beytü’l-Dehkan”imizdir…”

Etiketler: , , ,
Standart

Anadolu’ya Dair Filmler

 

“Eğitim Bakanlığı adına çeşitli şehirlere, köylere ait sinema filmleri çekmek üzere Anadolu’ya gönderilmiş olan Necati Bey Filistin, Bağdat ve Musul bölgelerinde bir seyahat yaptıktan sonra en son İzmir’e gelmiştir. Pek yakında şehrimize gelecektir. Sinema vatandaşın eğitilmesi, fikri ve ilmi gelişimi için çok önemli bir araç haline geldi. Gelişmiş ülkeler bu yeni teknolojiden istifade ediyorsunuz. Ondan birçok alanda faydalanıyorsunuz; gidemeyeceğiniz şehirleri, yerleri, insanları seyrediyorsunuz, yüz binlerce lira masrafla gerçekleştirebileceğiniz faaliyetleri herkesin yararına kolayca yapıyorsunuz…”

,

Etiketler: , , ,
Standart

Irak’ta İngilizlerin Büyük Hezimeti

Bağdat 17 Teşrin-i sani (M.A.)- Kıtaatımızın savlet-i şedidaneleri üzerine İngilizler Irak Cephesi’nde pek bozgun surette ve perişan halde kaçıyorlar. Asakirimiz bu bozgun düşmanı şiddetle takip etmektedir. Her adımda düşmanın firar esnasında yollarda bıraktığı âlât-ı harbiye iğtinam olunmaktadır. Düşman kaçıramadığı birçok eşya ve cephaneyi Dicle’ye atmaktadır. Dicle’de karaya oturan İngiliz harp motorlarından biri kıtaatı Osmaniye tarafından iğtinam olunmuştur. 10-12 Teşrin-i sani’de vuku bulan müsademede düşman beş binden ziyade zayiat vermiştir. İngiliz zabitanından birçoğu öteye beri kaçarak ortadan gaib olmuşlardır. İngilizler ahaliyi iğfal için bizimle mütareke akdederek çekilmekte olduklarını ilan etmişlerse de kıtaat-ı şeciemizin takibat-ı şedideleri İngilizlerin bu bayağı hilesini boşa çıkarmıştır.

Harita altı yazısı: İngilizlerin 5000 telefat vererek ricat etmekte oldukları “Irak” Cephesi’ni gösterir harita

Etiketler: , , ,
Standart

Hemedan Muzafferiyetine Ait Tafsilat-ı Mütemmime

3 Haziran 1916  Tarihinden Bugüne Kadar İran’da Geçen Olaylar

21 Mayıs 1332 tarihinden bugüne kadar İran’da geçen vekayi, 21 Ağustos’ta Hanikin’den başlayarak Hemedan’ın zabtına kadar geçen vekayi-i askeriyenin başlıca mevakiini gösteren harita.

“3 Ağustos bir menbe-i mevsuktan alınmıştır. Bağdat üzerine tevcih-i harekat eden Ruslar İran hududunu tecavüz ederek Hanikin’e kadar ilerlemiş bulunuyorlardı. Kahraman kıtaatımız ilk darbeyi bu mevkide tevcihe ve bilmukabele harekat-ı takibiye icrasına ibtidar eylemiştir… 2 Haziran’da Serpul ve Zehaba iltica eden düşman kıtaatı ümit etmedikleri bir zamanda askerimizi karşılarında buldular… 27 Temmuz günü Esedabad civarında kahraman askerlerimiz uzun bir yürüyüşten sonra akşam saat yedide gayet sarp ve metin olan düşman mevzileri üzerine atılmak gibi hârikulâde bir şecaat göstermişlerdir… 29 Temmuz sabahı Hemedan Ovası’nın şimaline yerleşmiş olan düşman kıtaatı bir taarruz ile tart edilmiş ve bu vech ile Hemedan Ovası düşmandan kamilen tathir olunmuştur. İşte Kirmanşah’tan itibaren Hemedan’a kadar olan harekât-ı askeriyemiz dahi bu suretle ve pek parlak olarak neticelenmiştir.

Etiketler: , , , , , , ,
Standart

SYKES-PICOT ANLAŞMASI (16 Mayıs 1916)

Dünya Savaşı esnasında İngiltere Osmanlı’ya karşı ayaklanan Mekkeli Şerif Hüseyin’i destekleyerek Bir Arap Devleti kurulması hususunda Fransa ile anlaştılar. Irak ve Filistin’de Şerif’e bağlı ama İngiliz kontrolünde Arap devleti kurulacaktı.  O dönemde Osmanlı Devleti’ne isyan eden Mekke Şerifi Hüseyin ile Mısır’daki Britanya Yüksek Komutanı Mc Mahon arasında gizli bir anlaşma imzalanmıştı. Ancak sonradan konudan haberdar olan Fransa söz konusu anlaşmaya karşı çıktı. Anlaşmaya, kendisinin de dahil edilmesini ve yeniden düzenlenmesini istedi. Rusya’nın da katılımı ile anlaşma tekrardan şu şekilde düzenlendi:

Rusya’ya;Trabzon, Erzurum, Vanve Bitlisile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmı verilecek, Fransa ise Adana, Antep, Urfa, Diyarbakır, Musul ve Suriye’nin kıyı bölgesini alacak, İngiltere de başta Hayfa ve Akka limanları olmak üzere Bağdat, Basra şehirleri ile Basra Körfezi’ne dek olan kesim İngiltere’ye bırakılacaktı. Ayrıca İskenderun serbest bir liman işlevi görecekti. Filistin bölgesinde uluslararası bir yönetim kurulacaktı. Yapılan bu gizli anlaşma daha sonra Rusya’da meydana gelen 1917 Devrimi ile bozulmuş ve Lev Troçki 24 Kasım 1917’de bu anlaşmayı yayınlayarak Osmanlı Devleti’nin parçalanması esas alan anlaşmayı bütün dünyaya duyurmuştur.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Standart

Halil Paşa

Kûtü’l-Amâre’de ihraz olunan muzafferiyet-i azime hakkında her tarafta azim bir sürûr ve memnûniyet ibrâz edildiği sırada, bugün Irak’ta muzaffer ordularımızı idare eden Mirliva Halil Paşa’nın hayat-ı maziyesini ve parlak meslek-i askerîsini karilerimize muhtasaran anlatmak istiyoruz. Halil Bey, devr-i sâbıkta, anâsır-ı muhtelifeye mensup eşkıya çeteleri Makedonya’yı kasıp kavurdukları sırada, eşkıyanın emr-i takip ve tenkîlinde ve devr-i istibdâdın kal’ ve izalesi için çalışmış olan vatanperverler arasında maddeten ve ma’nen pek büyük hizmetleri sebkat etmiş idi. İşte böyle sırf gayret ve  hamiyetten mürekkep parlak bir mazi ile Meşrutiyet’i idrâk eden Halil Bey Meşrutiyet’in akeb-i ilanında avcı taburlarından birinin kumandanlığı ile İstanbul’a gelmiş idi. İstanbul’dan ayrıldıktan sonra kendisini birdenbire Trablusgarp’a geçerek Hums taraflarında İtalyanlara karşı harp eden mücahitlerin başına geçmiş İtalyanlara karşı pek kahramanca darbeler indiriyor görürüz.

Trablusgarp Muharebesi’nden sonra İstanbul’a avdet eden Halil Bey, Gelibolu’daki ordumuzda hizmetleriyle Balkan Muharebesi’ne de iştirak ettikten sonra Bitlis isyanı üzerine tecrübelerine, vatanperverliğine binâen vilayât-ı şarkiyyede teşkiline başlanan Jandarma Kumandanlığı’na tayin olunmuş ve orada da pek azim bir faaliyet göstererek vilayât-ı şarkiyyenin en büyük derdini teşkil eden eşkıya çetelerini bi-hakkin tedmîr eylemiş idi. Harb-i Umumî ilan edildiği zaman Halil Bey İstanbul Merkez Kumandanlığı’nda bulunuyordu. Sonra bu kadar cesur ve bu kadar tecrübe görmüş olan kıymetli kumandanın bidâyet-i harpten beri cephelerde deruhte etmiş olduğu mühim vazifeleri meskût-i anh geçiyoruz yalnız şu kadar söyleyebiliriz ki Halil Bey hayât-ı mevcudiyetimizin mevzu’-i bahs olduğu şu harb-i  nâ-mesbûkda, kendisine tevdi’ edilen müşkil ve mühim vazifeleri bi-hakkin îfâ ettiği cihetle, Bağdat Vali ve Kumandanlığı ile Bağdat’a gönderilmiş ve ahîren 6. Ordu Kumandanlık Vekaleti de kendisine tevdi’ olunmuştur.

Harb-i Umumi’nin ilanına kadar îfâ ettiği parlak hizmetlerle tedrîcen miralaylığa terfi eden Halil Bey harp esnasında gösterdiği yararlıklarla da ahîren mirlivalığa nail olmuştur. Binâenaleyh diyebiliriz ki Halil Paşa hayat-ı askeriyesini baştan başa ateş ve mücadele içinde geçirmiş en değerli kumandanlarımızdan biridir.

Etiketler: , , , ,
Standart

Bir Osmanlı Zâbitinin Son Nefesi

Irak muharebelerinde şehit olan kahraman bir Türk zabitinin şehadeti hakkında Bağdat Valisi ve 6. Ordu Kumandanlığı’ndan âtideki tafsilat verilmiştir:

“27 Mart 332 tarihinde Felâhiye Muharebesi’nde boğazından ağır bir yara alan 9. Alay yaveri olup mezkûr harpte kendi alayından bir bölüğe kumanda eden Dersaadet’li Mülâzım-ı Evvel Muzaffer Efendi hayat-ı sa’yînin son dakikalarında olduğunu görünce kemâl-i  i’tidâl ile son vazifesini îfâya başlamış ve tekellüme muktedir olmadığı cihetle cebinde bulduğu boş bir mektup zarfı üzerine kurşun kalemle evvela  “Kıble ne taraftadır?” diye yazarak sebil-i rahmeti sormuş, göstermişler, hûn-i hamiyet ve fazilete bulanan ak yüzünü, pâk nâsiyesini, ikmâl-i vazife edenlere mahsus güzellikle huzur-i Peygamberî’ye tevcih eylemiş ve kalbindeki nûr-ı şehâdeti lisânen izhâra kudret-yâb olamadığı cihetle kana boyanan o zarfın ortasına celî bir hatla kelime-i şehâdeti yazmış sonra bu büyük asker bölüğüne karşı son sözünü söylemek isteyerek aynı zarfın üç yerine “Bölük intikamımı alsın!” cümlesini kaydetmiş  ve ikisini imzalamış, üçüncüsünü imzalamadan ikmâl-i enfâs eylemiş, yani artık işe yaramayan kalıbını atmış silah arkadaşlarının safları önünde Uçmak Bölüğüne kanat açarak sâye-bahş olmak için yükselmiştir. Bu şehidin ruhunu Fatihalarla selamlayalım ve dâima temennî edelim ki Cenab-ı Hakk rûh-i pür-fütûh-i şühedânın şefaat ve muâvenetine cümleyi mazhar buyursun.

Muzaffer Efendi’nin berat-ı fazileti ve bir Osmanlı Zâbiti’nin numûne-i maneviyâtı olan o kanlı beyaz zarf Askerî Müzesi’ne gönderilmiştir. Osmanlı evlât ve ahfâdı maneviyatına bir sermaye-i cevher ve kıymetdâr bir miras olacaktır.

Etiketler: , , ,