Çanakkale’de İngilizlerin Suret-i Firarı

Çanakkale 12 Kanunievvel (M. A.) Muhabirimizden Anafarta ve Arıburnu’ndan def’edilen düşmanın her çeşit enkazı üstünde dolaşıyoruz. Düşmanın firarı o kadar seri ve telaşlı olmuş ki zabitlerinin yemek sofrasında çatal, kaşıkları tabak içinde yemeğe batırılmış bir halde görülüyor. Ganaim henüz sayılamamıştır.  Düşman siperleri pek mülevves tauffun içinde olduğundan gezmesi müşkül oluyor. Bizim siperlerin tahareti düşman siperlerine kâbil –i kıyas değildir. Deniz dalgaları her gün sahile acele çekilen düşmandan bir parça enkaz sandıkları üzeri hayvan lâşeleri birçok şâyikaları getiriyor. Size ordumuzdaki aşk-ı vazife insaniyet ve hamaset numunelerinden şu vak’ayı zikrederken memleketime ve bu ırka merbutiyetimdeki tefahurdan gözlerim yaşarıyor. 7 Kanunievvel’de ateşlerimizle Kayaltepe karşısında denize düşürülen düşman tayyaresinin tayyarecilerini boğulmaktan kurtarmak için Yirmi altıncı Alay’ın On birinci Bölüğünden Kaşif Efendi bin Mehmed Akif ile yine bu alayın Sekizinci Bölüğünden Ruhi Efendi bin Ali Rıza namında iki kahraman derhal soyunurlar ve dalgalı denizin bütün şiddetle püskürmesine bakmayarak kendilerini denize atıyorlar nefes nefese dalgalarla uğraşarak hayli açıkta bulunan tayyare enkazının bulunduğu mahalle gidiyorlar. Tayyarenin rasıdı ile pilotunu baygın bir halde ölümle pençeleşirken her ikisini yorgun göğüslerine sararak yine bu kadar mesafeyi yüzerek sahile getiriyorlar. Bugün bu esirlerden biri çadırlarımızda izzet ve ikram görüyor. Muharebe meydanları Türk askerlerinin gösterdiği binlerce kahramanlık ulv-i cenâb-ı âsârından çoğu her nasılsa edebiyatımızda, sanayi-i nefisemizde ma’kes buldu. Bari şair ve ressamlarımız bu vaka-i delîrâneyi olsun tespit etselerdi. Celâdet ve insaniyette dârü’l-imtihanî olan şu melhame-i kübrada Türklerin düşmanlarından pek bâlâterin bir mevki-i refi ihraz ettikleri şu vaka ile de sübut bulmaz mı?

Comments are closed.